Sosyal Medya’nın Şaşırtan Gerçekleri

Sosyal medyanın yaygınlaşması hayatlarımızın tamamiyle başka yöne doğru kaymasına sebep oldu. Artık bizler tüm hayat akışımızı bu iletişim alanları etrafında şekillendiriyor ve bu değişimler doğrultusunda kendimize yeni bir yön tayin ediyoruz. Bu tip değişikliklerin gelecekte bizlere ne şekilde yansıyabileceğini daha iyi anlamamız adına sosyal medyanın durağan olmayan dinamiklerini ve onun günümüzdeki etkilerini sizin için bir araya getirdik.

Sosyal medya son sekiz yılda hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bu tür platformları artık sadece evimizdeki bilgisayarlardan değil, her an elimizin altında olan akıllı telefonlarımızdan, tabletlerimizden bile takip edebiliyoruz. Her günün her saati diğer insanlarla iletişime geçebiliyor; yorumlarımızı istediğimiz an dile getirebiliyor, en sevdiğimiz markaları ve güncel haberleri yine buradan takip edebiliyoruz.

 

Bu yoğunlukta bir sosyal medya tüketiminin sonucunda, insanların düz yolda yürüyebilmelerini beklemek elbette doğru değil; hatta söz konusu bu akıllı telefonlar artık insanların bir çeşit uzvu haline geldi diyebiliriz.

 

 

İnsanların iletişim kurmadaki bu yoğun arzusunun teknolojik ilerlemelere de yansıması beklenilen bir durumdu. İnternetin dünyamıza dahil olması, bu buluşun daha sonra ne şekilde evrileceğine yine bizlerin karar vermesine, insanların sanal dünya ile kendilerini özdeşleştirmeye başlamasına sebep oldu. Tüm bu anlık mesajlaşmalar, güncel konuları takip etme duygusu, biz insanların karakterinde var olan merak duygusundan ileri gelmekte. Hepimiz biliyoruz ki insan olarak hayatta kalmak adına bizlerin doğasında her daim bilgi edinme arzusu, yani merak yatmaktadır.

 

 

Bilgiye anında erişim hali ve kişisel hesaplarımızda bu bilgileri paylaşabilme olanağı bizlere, iletişimde olduğumuz kişilerle etkileşime geçebileceğimiz bir çeşit yeni bir ifade şekli yaratmamızı sağlamaktadır.

 

group-connection

Sosyal Medya insanlar arası iletişimde büyük bir değişim yaptı.

 

Fakat bu gelişmeler acaba gerçek hayat ile sanal olanı ayırt etmemizde bizlerin kafasında bir bulanıklık yaratıyor olabilir mi? Görünüşe göre günümüzde bir çeşit devrim çağına şahit oluyoruz. İnsanlığın bilgiye olan açlığı en üst noktaya ulaşmış; yeni standartlar ile yeni beklentiler artmış durumda. Peki, sizce böyle bir ortamda sanal dünyanın gerçek dünyaya dönüşmeye başladığı iddiasında bulunabilir miyiz?

 

Sanal dünyada neler döndüğünü anlayabilmek için ve bu büyük değişimin yarattığı etkilerin izlerini sürebilmek için sosyal medya ile ilgili size yardımcı olacak bazı gerçekleri bir araya getirdik.

 

 

Facebook

Her şey bir grup Harvardlı genç öğrencinin girişimiyle başladı, şu an elimizde her dakika 1.200,000 yeni insanın birbirleriyle iletişime geçmek üzere katıldığı bir platform bulunuyor. Facebook’tan dünyanın en fazla nüfusa sahip ülkesi diye boşuna söz edilmiyor.

 

facebook-homepage

Facebook’un renginin mavi olmasının sebebi, kurucusu Mark Zuckerberg’in renk körü olması ve en net görebildiği rengin mavi olmasıdır.

Araştırmalara göre her dakika ortalama 450,000 kullanıcı Facebook’a erişim sağlamakta. Her 15 dakikada bir ise 7,246 kadar insan bu platforma cep telefonlarıyla erişim sağlıyor. Belki de bu Facebook imparatorluğunun altında yeni bir sanal devlet kurmak adına istemsiz ve farkında olmadan insanlar bir araya geliyor olabilir. Acaba Facebook, dünyanın tüm farklılıklarının bir araya geldiği, ayrımcılığın ve aynı türde insanların bir kenara bırakıldığı koca bir ‘ülke’ye dönüşmeye doğru ilerlediğini düşünebilir miyiz?

 

Facebook gibi sosyal medya platformları, kendilerinin oluşturduğu ve kullanıcılarının tabi olduğu anlaşma koşullarına sahiptir. Başkalarıyla iletişime geçmek ve bir bağ kurmak her daim zaman alır. Burada ise bir sanal platform söz konusu, hatta bir araştırmaya göre bir kişinin başka bir kültürden gelen bir diğer kişi iletişime geçmesi için en az 20 dakikaya ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Bu sanal ülkenin insanlara olan etkisi o kadar yoğun ki, bir araştırmaya göre her üç kullanıcıdan biri Facebook sitesine giriş yaptıktan sonra hayatları ile ilgili tatminsizlik hissine kapıldıklarını söylüyor. Peki bu bulgulara dayanarak insanların sanal dünyaya gerçek hayatlarında olduğundan daha fazla önem verdiğini gösteriyor diyebilir miyiz?

 

Hatta 10-15 yaş aralığında bulunan çocukların %28’inden fazlasının ‘sürekli’ olarak Facebook kullandığını; %91’inin aktif kullanıcı olduğu Y jenerasyonu diye adlandırılan 15-34 yaş aralığındaki insanların da %88’inin güncel haberler için yine bu platforma başvurduğun araştırmalar sonucu ortaya koyuldu.

 

Facebook kullanıcılarının %42’sinin erkek ve %58’inin kadın olduğunu biliyor muydunuz? Bu platformda kadınlar daha fazla; peki bu verilere dayanarak kadınların değişime daha açık olduğunu söyleyebilir miyiz?

 

Twitter

twitter-app

Twitter’da bir günde atılan tüm gönderilerden, gerçek hayatta 10 milyon sayfa bir kitap yapılabilir.

Twitter söz konusu olduğunda elimizde 1 milyar kadar farklı kişinin gömülü Tweet’lerle siteye giriş yaptığını, ya da her gün 500 milyon kadar Tweet atıldığını gösteren araştırmalar bulunuyor. Büyük çaptaki bu platform 35 farklı dil seçeneği ile desteklenmesinin yanında araştırmalara göre, ortalama bir Twitter kullanıcısı her bir aynının en az 170 dakikasını Twitter’da harcadığını gösteriyor. Peki bu verilere dayanarak Twitter’ın insan beyninde ya da duygularında ne türde değişikliklere yol açacağını bekleyebiliriz?

 

Filipinler Üniversitesi’nden Christian Alis ve May Lim, 2013 yılında Twitter üzerine bir araştırma yürüttüler. Eylül 2009 ile Aralık 2012 yılı arasındaki Tweet’lerin ölçüldüğü araştırmada çıkan bulgular şaşırtıcı. Kullanıcılara 140 karakterlik yazı seçeneği verilmesine rağmen, yazılan Tweet uzunluklarında dramatik olarak bir kısalma durumunun söz konusu olduğu ortaya çıktı.

 

Belki de sebep, elimizde artık birden fazla sosyal medya hesabı bulunması ve her birine çok kısıtlı zaman ayırabilmemizdir ya da Twitter jargonuna alışmaya başlayan bizlerin bu durumun iletişim kurma biçimlerimize de etki etmesidir. Belki de bu iki durum birbirlerinden çok da farklı şeyler değildir.

 

 

Instagram

Instagram ise aylık 400 milyon, günlük 75 milyon kullanıcısı ve günde 70 milyon kadar paylaşım ile Facebook ve Twitter’dan sonra en çok kullanılan sosyal medya platformlarından biri haline geldi. Bu rakamlara bakarak internet kullanıcılarının %20’sinin ayrıca Instagram hesabına sahip olduğunu duymak bizleri çok da şaşırtmıyor.

 

selfie-time-(Blog)

Instagram, Facebook tarafından satın alındığında sadece 13 çalışanı bulunuyordu.

Bizler artık ifade etme şekillerinin gün geçtikçe daha da görselleştiği bir dünyada yaşıyoruz. Herhalde sizler de çok duymuşsunuzdur; artık insanlar eskisi kadar kitap okumuyor. Hatta artık insanlar kitap okumamanın yanında, yazılı bir metin okumaya da tahamülleri bulunmuyor. Belki de sebep, hayatta kalabilmek için herkesin daha fazla çalışması gerektiğindendir; ya da belki de esas neden dikkatimizi dağıtacak artık daha fazla ürünlerle etrafımız çevrili olmasıdır.

 

Düşünün bir! Günümüzde istediğimiz zaman, istediğimiz yerde istediğimiz bilgiye sadece tek bir tıklama ile erişebiliyoruz. Bu şekilde bir olanak, hepimiz için harika fırsatlar yaratabiliyor, fakat bununla beraber farklı şekillerde alışkanlıklar edinmemize de neden olmuyor değil.

 

Sadece bir parça yazıyı bile okumaya tahamül gücü bulamamamız bunlardan bir tanesi. Artık tek bir hedefe odaklanmakta zorluk çekmeye başladık; sizler de hiç internette karşılaştığınız içeriklere 1-2 saniye bakıp daha sonra okurum diyerek işaretlediğiniz, sonrasında ise okumayı unuttuğunuz olmuyor mu? Hatta bazen sırf o an vakit bulamadığımız için ya da erteleme refleksimiz yüzünden ekranımızda onlarca sekmeyi açık tutuyoruz. Neden? Çünkü bizler her geçen gün, olabildiğince bilgiyi en kısa sürede elde etmek isteyen insan türlerine doğru evriliyoruz. İşte bu gibi sebepler belki de biz insanların ifade ediş şekillerinde daha çok görsele, yani bilginin anlık erişimine olanak sağlayan içeriklere doğru bir eğilim göstermemize neden oluyor.

 

Örneğin söz konusu Instagram olduğunda araştırmalar, Instagram kullanıcılarının %95’inin kendi hesaplarını en az günde bir kere giriş yaptıklarını belirtiyor. Hatta araba kullanıcılarının %14’ünün ise sürüş halinde Instagram’a girdiklerine dair itirafları bile var.

 

Kullanıcılarının sadece fotoğraf paylaştığı bir platformdan bahsediyoruz; bir insan bir gün içerisinde ne kadar fotoğraf paylaşabilir ki? Arkadaşlarınız ya da akrabalarınız bu konuda ne kadar başarılı bilemiyoruz, fakat araştırmalar gösteriyor ki Instagram’da şimdiye kadar toplam 30 milyar kadar fotoğraf paylaşılmış.

 

Bu rakamlara bakarak Instagram’ın mobil cihazlarda Twitter ya da Facebook’tan daha fazla sayıda erişim oranına sahip olduğunu görmek şaşırtıcı değil. Bu yüzden 2017 yılına kadar Instagram’ın $2.81 milyar değerinde mobil reklam geliri elde edebileceği öngörülüyor.

 

Bu yüzden bu tip spesifik bir platformun insan beynini daha görsel bir ifade şekline doğru bürünmesinde rol oynayabileceğinin çıkarımını yapabiliriz. İnsanların gün geçtikçe görsel sanata doğru eğilim gösterdiklerini söyleyebilirken, bilim insanları insanların özellikle Instagram gibi görsel boyutta bir paylaşım ağı olanağı tanıyan platformları kullanan kişilerde kıskançlık ve stalkerism gibi etkilerin daha fazla görüldüğünü belirtiyor. Sonuç olarak fotoğraflarımızı photoshoplayarak bilinç altımızı etki eden sanal bir dünya kendimize yaratıyoruz.

 

Sosyal medyanın yarattığı etkilerden birisi de sahibi olduğumuz kimlik yaratma iç güdüsüdür. İnsanlar çevresel ve kültürel faktörlere dayanarak bir kimlik yaratma iç güdüsü ile doğmuşlardır. Buradaki asıl mesele ise geçmişte biz insanlar kimlik yaratma arzumuzu bir sanat dalında bir uğraş vererek tatmin ediyorduk; sosyal medyanın çıkışı ile günümüzde insanlık bu eksiklik duygularını yedikleri öğlen yemeklerinin photoshoplanmış fotoğraflarını arkadaşlarıyla paylaşarak gideriyor. Sizce de üzücü değil mi? Yoksa sanat yavaş yavaş değerini kaybediyor mu? Peki sizler ne düşünüyorsunuz?

 

 

Cloudnames’te ne yapıyoruz

Online platformda en iyisi olmanız için gereken her şey için Cloudnames size yardımcı olabilir. Dijital hesaplarınızı, web sitenizi, Sosyal Medya Pazarlama ve diğer tüm karmaşık teknik detayların sizin yerinize yönetimini devralabilir, gelirinizi arttırmak üzere etkili bir büyüme adına size yardımcı olabiliriz.

 

Sadece mobil uyumlu modern bir web sitesi tasarlamıyoruz, müşterilerinizin de talepleri doğrultusunda hizmetler de sunuyoruz. Web sitenizin yönetimini devralıyor ve düzenli aralıklarla güvenlik ve güncelleştirilmesini de sağlıyoruz.

 

Arama Motoru Optimizasyonu, Arama Motoru Pazarlama, Sosyal Medya Pazarlamanın yanında, e-mail ve banner reklamları gibi diğer online pazarlama kampanyalarıyla da ilgileniyoruz. Tüm bunların yanında dijital platformda gelir elde etmenizde size yardımcı olacak grafik tasarım, fotoğraf, video, metin içeriği oluşturma gibi diğer unsurlar da hizmetlerimiz arasındadır. Herhangi bir sorunuz varsa lütfen bizimle iletişime geçin! Çalışma saatleri (9:00 – 18:00) arasında, +90 (212) 243 7991 telefon numarasından bizimle iletişime geçebilir ya da e-mail ile sorularınızı doğrudan bize iletebilirsiniz: salestr@cloudnames.com ya da iletişim bilgilerinizi aşağıya bırakabilirseniz size anında dönüş yapabiliriz.

 

 

 

 

İlginizi çekebilecek diğer makaleler

 

Girişimcilik ile ilgileniyorsanız lütfen blog sayfamızı takip edin. Okuduğunuz istatistikler ile ilgili yorumlarınız neler? Lütfen aşağıdaki yorum köşemizden bizi bilgilendirin ve ikonu tıklayarak makalemizi arkadaşlarınızla paylaşın. Unutmayın, paylaşmak önemsemektir!

Recent Posts

Leave a Comment

Start typing and press Enter to search

Özelleştirilmiş Hedef Kitlesiyle Ziyaretçi Sayınızı Katlayın